Anası ağlamak
Çok eziyet çekmek, sıkıntıya katlanmak, bitkin duruma düşmek.
"Onu buraya getirinceye kadar anam ağladı."
Elinde her imkân olduğu hâlde bunlardan yararlanamamak, sıkıntıya düşmek.
Çok eziyet çekmek, sıkıntıya katlanmak, bitkin duruma düşmek.
"Onu buraya getirinceye kadar anam ağladı."
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
Sinir krizi geçirmek, bunalıma düşmek.
Birini kendinden geçercesine sevmek, beğenmek.
"Her kan görüşünde ayılıp bayılıyor."
Aşırı derecede üzüntü ve sinir...
Anlasa da anlamasa da karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.
"Her şeye baş sallayan insanlardan hiç hoşlanmam."
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Birinin her istediğini, yinelemesine gerek olmadan yapmak; her dediğini hemen yerine getirmek.
Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak.
"Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"
Elinde her imkân varken kötülük yapmamak, affetmek, iyi davranmak.
"İstese büyüklük göstermeyip onu buraya bir daha sokmazdı, erkek adammış."
İhtiyacı olduğu hâlde arayıp da bulamadığı şeylerden saymak.
"Yalnızca su mu? Canıma minnet, çabuk ver."
Bir yerde eğleşmez, her yere yetişir, her yerde hazır bulunur.
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Varlıklı olduğu hâlde doymayan, ihtiyacı olmadığı hâlde aç gözlülük eden, her gördüğüne sahip olmak isteyen.