Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Sevdiği birinden başkasını sevmemek, başkası ile ilişki kurmamak.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Söz konusu kişiyi saygı ile anmak.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Kendi düşüncelerine dayanarak birtakım yargılara varmak.
"Devletler ancak kuvvetli ordu ile ayakta dururlar diye ahkâm çıkardı."
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Sapıtmak, delirmek.
Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek.
"Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Kendi sermayesi olmadığı hâlde, birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek.
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Yalan, dolan ve hile ile kötü bir iş yapmak; düzen kurarak gizlice başkasını aldatmak.
"Yine bir dalavere çevirmesin bu adam!"
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Uzak, dolaylı bir ilişki ile.
Şaşılacak şey, olacak gibi değil!"Nereden nereye, kim derdi ki biz karşılaşacağız!"
Verilen emek karşılığını, emek veren değil, bir başkası almak.
"Biz durmadan çalışalım parsayı da başkası toplasın olmaz öyle şey!"