Aldırış etmemek
İlgilendirmek istendiği şeye önem vermemek, ilgisiz kalmak.
Önem vermemek, değersiz saymak, adam yerine koymamak, küçümsemek.
"Beni, yoksul diye hep hor gördüler."
İlgilendirmek istendiği şeye önem vermemek, ilgisiz kalmak.
Ayrılan değerli bir kişinin yerine değersiz birini getirmek.
Hor görülüp aşağılanmak, değer verilmemek.
İnsanların sık gelip geçtiği yerde, kalabalık içinde kalmak.
"Seyyar satıcıların pek çoğu ayak altında kalınacak bir...
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...
Kötü karşılamak, utanç verici bulmak, ayıp saymak.
Ayıp saymak, kötü karşılamak, kendisine yedirememek.
"Senin yaptığın iş adamın çok betine gitti."
Söylenen söze önem vermemek, kulak asmamak.
Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
"Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı."
Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.
"Araba çizilecek diye canı gidiyor."
Küçümsemek, önem vermemek,"Beni hafife alıyorlar ama yanılıyorlar."
Horlamak, haksızlık etmek, iyi davranmamak, küçümsemek.
"Dokunma bana, beni hep üvey evlât gibi tuttun, ne zaman yaklaştıysam sana köşe bucak kaçtın benden."
Güçsüz, sakat, zayıf, hasta kimse.
"Ben bir yarım adamım diye beni hor göremezsiniz!"
Görevden ayrılan birinin yerine geçmek.
Bulunmayan bir nesnenin yerine kullanılabilmek.
"Emekli olan müdürün yerine geçmek için iki müdür yardımcısı yarışa...