Açık yürekli
Düşündüğünü hiçbir art niyet gütmeden, açıkça ve içtenlikle söyleyen, içi dışı bir, içten, içi temiz.
Ansızın el içi ile vurmak.
Düşündüğünü hiçbir art niyet gütmeden, açıkça ve içtenlikle söyleyen, içi dışı bir, içten, içi temiz.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
İçi dışı bir olmayan; dışı süslü, içi berbat.
"Altı alay üstü kalay bir dolaba benziyor bu."
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Bir kimseyi suç üstünde yakalamak için bulunduğu yere ansızın girmek.
Düşmana ansızın saldırmak.
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı.
Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme.
"Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi."
Kendisinden büyüğe vurmak için elini kaldırmak.
Bir şey söylemek istediğini, oy verdiğini elini kaldırarak belirtmek.
"Sen ne cüretle babana el kaldırırsın!"
Ansızın içi sızlamak, çok üzülmek.
"O zavallı ihtiyarı birden bire karşımda görünce içim cız etti."
Görevden uzaklaştırmak.
"Yolsuzluk yaptığı iddiası ile işten el çektirdiler ona."
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek. Paldır küldür
Büyük bir gürültü ile.
Ansızın ve kurallara uymaksızın.
"Paldır küldür...