Deyimler
İletişim

"El çabukluğu" deyiminin anlamı nedir?

Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı.

Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme.

"Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi."

El çabukluğu deyimine benzer deyimler

Acısı içine çökmek

Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.

Acısı içine çökmek

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Baş vurmak

Müracaat etmek, bir işin yapılmasını bir kimse veya kuruluştan istemek.

Bilgi edinmek üzere bir kaynağa bakmak, bir kimseye danışmak.

"Vakit geçirmeden...

Baş vurmak

Bir ayak önce (evvel)

Çok çabuk, bir an önce, ivedi olarak.

"Bu iş, bir ayak önce yapılacak bir iştir."

Bir ayak önce (evvel)

Bir elle verdiğini öbür elle almak

Bir kimseye yaptığı iyiliği, yararı, başka bir yola baş vurarak sağladığı çıkarla ödetmek.

"Bir eliyle verip öbür eliyle aldığını çok zaman sonra anladım."

Bir elle verdiğini öbür elle almak

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Canı sıkılmak

Yapacak işi olmadığından içinde bir sıkıntı duymak.

Bir olaya üzülmek.

Bir kimseye öfkelenmek.

Canı sıkılmak

Gözü kesmek

Bir işi yapabilme konusunda başkalarına ve kendisine güvenmek.

"Onca işi yapmaya gözün kesiyor mu?"

Gözü kesmek

Ter dökmek

Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.

Çok terlemek.

"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."

Ter dökmek