Deyimler
İletişim

"Kapı dışarı etmek" deyiminin anlamı nedir?

Kovmak, dışarı atmak.

"Ben de bu evin insanıyım, beni kapı dışarı edemezsiniz!"

Kapı dışarı etmek deyimine benzer deyimler

Ahret kardeşi

İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.

Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...

Ahret kardeşi

Ağzının payını vermek

Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek.

"Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"

Ağzının payını vermek

Aklı kesmek

Bir şeyin olabileceğine, bir şeyi yapabileceğine inanmak.

"Seninle bu işi başarabileceğime pek de aklım kesmiyor."

Aklı kesmek

Aklına şaşayım

Bu akıllıca bir düşünce, ya da davranış değil. Böyle düşünmen, davranman (düşünmesi, davranması) beni şaşırttı.

Aklına şaşayım

Anca beraber, kanca beraber

Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.

"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...

Anca beraber, kanca beraber

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Canı yok mu? (Falancanın)

Falanca, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanmalısın.

Falancaya bu denli zor bir iş yaptırmak acımasızlıktır.

Canı yok mu? (Falancanın)

Çuhasını giymedikse kenarını kuşandık

O güzel şeyin yabancısı değilim. Benzerlerini ben de kullandım.

Bu konuda benim de kendi çapımda bilgim, tecrübem vardır.

Çuhasını giymedikse kenarını kuşandık

Hem kel hem fodul

"Bu kadar kusuruna, bu yeteneksizliğine rağmen bir de övünüyor, üstünlük taslıyor" anlamında kullanılır.

Hem kel hem fodul

Sen giderken ben geliyordum

"Ben bu oyunları senden daha iyi bilirim, ben daha tecrübeliyim, beni aldatamazsın.

" anlamında kullanılır.

Sen giderken ben geliyordum

Yakasına yapışmak

Hesap sormak ya da bir şey istemek için tutup bırakmamak.

"Beni de götüreceksin diye yakama yapıştı, ben de getirmek zorunda kaldım."

Yakasına yapışmak