Açıkta kalmak
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Gitmek üzere bütün eşyasını toplamak.
"Tası tarağı toplamış arabanın gelmesini bekliyorduk."
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Unutulmak, adı anılmaz olmak.
Artık adı hiç anılmaz olmak, unutulup gitmek.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Bütün eşyası elinden gitmek.
Hesap defterinde, bir kişiye alış veriş için alacağını borcunu kaydetmek üzere bir yer ayırmak.
Bankada, gereğinde çekilmek üzere yatırılan para için işlem...
Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak.
"Pılıyı pırtıyı toplamış bekliyordu."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."
Bir yere gitmek üzere bulunduğu yerden ayrılmak.
"Sabah erkenden yola çıkacaklarmış."
Karşılamaya gitmek.
Yolda karşısına çıkmak.
"Bütün kasaba halkı yeni gelen kaymakamın yoluna çıkmıştı."