Ağır gelmek
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Karşılamaya gitmek.
Yolda karşısına çıkmak.
"Bütün kasaba halkı yeni gelen kaymakamın yoluna çıkmıştı."
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Ortaya çıkmak, belirmek, vuku bulmak.
"Milletimiz baş gösteren bu yeni fikri kısa zamanda benimseyecektir."
Bıyığı yeni yeni çıkmaya başlamak.
"Bıyığı terlemiş gençlerin eline bakamam gayri."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Yeni bir gidişin, tutumun öncüsü olmak; evrensel bir gidişe yol açmak.
"İstanbul` un fethiyle yeni bir çağ açıldı."
Bir alanda yeni bir yol açmak; yeni bir tutum, izlenecek yöntem bulmak.
"Bilim adamları kanserle mücadelede çığır açmak için kolları sıvadılar."
Bütün eşyası elinden gitmek.
Yeni bilgilerini, eski bilgilerine katmak; yeni bilgileri zihnine yerleştirmek.
"Öğrendiği her yeni bilgiyi dağarcığına atmayı ihmal etmedi."