Açıkta kalmak
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Bütün eşyası elinden gitmek.
Kendisi için görev yapacak yerde kalmamak.
Barındığı yer elinden gitmek.
Unutulmak, adı anılmaz olmak.
Artık adı hiç anılmaz olmak, unutulup gitmek.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.
"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"
Bir süredir yaptığı işi elinden gitmek, görevini yitirmek.
"Haydi canım, yoluna git de patronunla kavga etme; yoksa işinden olacaksın."
Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak.
"Pılıyı pırtıyı toplamış bekliyordu."
Gitmek üzere bütün eşyasını toplamak.
"Tası tarağı toplamış arabanın gelmesini bekliyorduk."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."
Karşılamaya gitmek.
Yolda karşısına çıkmak.
"Bütün kasaba halkı yeni gelen kaymakamın yoluna çıkmıştı."