Akan sular durmak
Tersi söylenmeyecek bir durum meydana gelmek, itiraz edilecek bir nokta kalmamak.
Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak.
"Siz Mehmet...
İtiraz dinlememek, mazeret kabul etmemek, bahane istememek.
"Şunu bunu bilmem, yarın akşam sizi bekliyoruz."
Tersi söylenmeyecek bir durum meydana gelmek, itiraz edilecek bir nokta kalmamak.
Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak.
"Siz Mehmet...
İade etmek, geldiği yere göndermek, kabul etmemek.
"Ona aldığım hediyeyi rüşvettir diye geri çevirdi."
Aklı kabul etmemek.
"Nasıl yaparsın bana bunu, hâlâ havsalam almıyor."
Bunu sana gönül hoşluğu ile veriyorum, hiç pişman değilim, Allah bunu sana bağışladığıma şahit olsun.
"Aferin, takdire değer iş yapıyorsun" anlamında...
Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek.
En sonunda doğruyu söylemek.
Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.
"İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada...
"Hiçbir bahane, itiraz, mazeret, duraksama, karşı gelme yok" anlamında kullanılır.
"Lamı cimi yok, bu akşam bize geleceksiniz, tamam mı?"
Kararsız, hevesi çabuk geçen; bugün şunu yarın ötekini beğenen.
"Maymun iştahlılığı yüzünden başına olmadık işler geldi."
"Olanlar oldu, iş işten geçti, olanlar geri dönülemeyecek bir durum aldı, bunu kabul etmek gerek" anlamında kullanılır.
İtiraz etmemek, hoş görerek karşı çıkmamak.
Hiç konuşmamak, susmak.
"Kendisine söylenen o kötü sözlere nasıl ses çıkarmadı şaşıyorum."
İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer.
Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimse.
"O eski ev tekin değil...
Bir şeyi kusursuz göstermek, onda bir kusurun olabileceğini kabul etmemek.
"Kızına da hiç toz kondurmuyor."
Başından savmak, bir şeyi ödev olarak kabul etmemek, başkasını ilgilendirdiğini belirtmek.
"Bu iş senin, sakın üstünden atayım deme."