Ağzını havaya (poyraza) açmak
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
İade etmek, geldiği yere göndermek, kabul etmemek.
"Ona aldığım hediyeyi rüşvettir diye geri çevirdi."
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Karşısındaki bir şey düşünemezmiş gibi ona yol göstermeye, kendi düşüncesini ona aşılamaya çalışmak.
Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.
"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."
Bir yere istemeye istemeye, gönülsüz gitmek.
"Hoşlanmadığım bu insanların yanına yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Geri geri gitmek.
"Heyecanlanınca geri basmaya başladı."
Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek.
En sonunda doğruyu söylemek.
Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.
"İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada...
Birine iftira etmek, leke sürmek, haksız yere suçlamak.
"Kadıncağıza yok yere kara çaldılar."
"Olanlar oldu, iş işten geçti, olanlar geri dönülemeyecek bir durum aldı, bunu kabul etmek gerek" anlamında kullanılır.
Mağlubiyeti kabul etmek, başkasının üstünlüğüne boyun eğmek.
"Yenileceğini anlayınca sırtı yere gelmeden pes dedi."
Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek.
Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmak.
"Teslim olursan kılına...
Sorumluluk gerektiren, ağır bir görevi kabul etmek.
"Desene boş yere yük altına girmişiz biz."