Abur cubur
Besin değeri, tadı vb.düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler.
Belli belirsiz, önemsiz şeyler.
"Eh işte, şundan bundan konuşup durduk."
Besin değeri, tadı vb.düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler.
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
İşe yaramadığı, sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için kullanılır.
"Ne yapayım, kardeş işte! Atsan atılmaz, satsan satılmaz!"
Yarı belli, yarı belirsiz, çok az belli.
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
"Bundan daha iyisi, en iyisi olamaz" anlamında kullanılır.
"Bundan iyisi can sağlığı, haydi oturun bakalım sofraya."
Belli belirsiz, açık seçik belli olmayan, bulanık (bir şekilde hatırlanan).
"O olayı hayal meyal hatırlıyorum."
Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.
"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."
Söylemek istediğini açık olarak bir türlü söyleyememek, şundan bundan bahsetmek.
"Beni görünce şaşırdı, lafı ağzında gevelemeye başladı."
Bir durum karşısında nasıl davranacağı, ne tavır takınacağı belli olmamak.
"Dikkatli olun, onun sağı solu belli olmaz."
Yüreği yanmak, belli bir sebep sonucu büyük bir acı duymak, çok üzülmek.
"Kim ki başkasının uğradığı felâket onun yüreğine od düşürür, işte adam odur."
Kötü bir işte en önemli şeyi kaybettiği zaman bazı önemsiz, iyi olmayan bir yan bularak sevinmek ve kendini avutma.