Açık sözlü
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Belli belirsiz, açık seçik belli olmayan, bulanık (bir şekilde hatırlanan).
"O olayı hayal meyal hatırlıyorum."
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Her an karışıklık, kavga ve savaşın çıkacağı yer.
"Nereden çıktığı belli olmayan bir ses, meydanı bir anda barut fıçısına döndürdü."
Yarı belli, yarı belirsiz, çok az belli.
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
"Dış görünüşe aldanmamalı, bir kişi ya da iş olağan görünebilir, ancak altından neler çıkabileceği hiç belli olmaz, o sonra görünür.
" anlamında kullanılır.
Kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli bir iş çevirmek, uygunsuz işler yapmak.
"Onun ne biçim bir insan olduğunu bana sorun; o, karda gezer izini belli etmez...
Rastgele, belli bir amaç gütmeden.
"Kızma canım, laf olsun diye söylemiştir o sözleri."
Aralarını açmak maksadıyla birinin bir kimse hakkında söylediği hoş olmayan sözlerini o kimseye ulaştırmak, söz getirip götürmek.
"O laf taşıyıcı adamdan uzak...
Bir durum karşısında nasıl davranacağı, ne tavır takınacağı belli olmamak.
"Dikkatli olun, onun sağı solu belli olmaz."
Belli belirsiz, önemsiz şeyler.
"Eh işte, şundan bundan konuşup durduk."
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"
Belli olmayan zamanlarda, ara sıra.
"Zaman zaman o da aramıza katılırdı."