Adamlık sende kalsın
Bu işi asıl olsa sana yaptıracaklar. Bari kendiliğinden yap da onurunu koru.
O san fenalık yaptı ama sen ona iyilik yap.
Onurunu, kişiliğini gözetmek.
Bu işi asıl olsa sana yaptıracaklar. Bari kendiliğinden yap da onurunu koru.
O san fenalık yaptı ama sen ona iyilik yap.
Korumak, bakmak, gözetmek.
Görme ve işitme yoluyla öğrenmeye çalışmak.
"Yolda ona göz kulak ol da başına bir şey gelmesin."
Bir şeye aşırı derecede ilgi duymak, onu koruyup gözetmek, dikkatle muhafaza etmek.
"Çocuğunu gözü gibi sakınıyordu kadıncağız."
Verilen emri yapmak üzere işaret beklemek, işareti verecek kimseyi gözlemek.
Gerektiğinden fazla dikkat göstermek, koruyup gözetmek.
"Üç kuruş para verecek...
Değerini, onurunu çok düşürmek.
"Seni arlanmaz utanmaz seni, beni iki paralık ettin, senin yüzünden topluma çıkamaz oldum!"
Korumak, gözetmek, himayesi altına almak.
"Yeğenini kanadının altına aldı."
Yardım etmek, gözetmek, bir kimseyi koruyuculuğu altına almak.
Onurunu kırmak, birilerinin yanında itibarını sarsmak ve değerini düşürmek.
"Dikkatli ol, bir pot kırıp da kendini küçük düşürme sakın."
Suç yüklemek, birinin onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak.
"Zorla kadıncağıza kara bir leke sürdüler, Allah`tan hiç korkmadılar."
Onurunu, haysiyetini incitmek.
"Dikkatli ol, birinin onuruna dokunacak iş yapma."
Bir işe girip o işten başarı elde ederek, onurunu zedelemeden, utanılacak bir duruma düşmeden çıkmak.
İnsanın içine işleyen, onurunu zedeleyen çok acı söz.