Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
İnsanın içine işleyen, onurunu zedeleyen çok acı söz.
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Karşısındaki oyuncunun nükteli söz söylemesine olanak veren bir söz söylemek.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok acı duymak (maddî).
Çok üzülmek.
"Soğuktan burnumun direği sızladı."
Çok susamak.
Büyük bir acı sebebiyle çok fazla üzülmek.
"Sanki yalnız onun içi yanıyordu."
Uykuyu çok seven kimse, çok uyuyan.
İçine girilerek yatılan tulum biçimindeki yatak.
"Uyku tulumu sen de, çabuk kalk!"
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."
Üzülmek, çok acı duymak.
Çok acıkmış olmak.
"İçim eziliyor, bir şeyler yemeliyim."