Aklını almak
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Korumak, gözetmek, himayesi altına almak.
"Yeğenini kanadının altına aldı."
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Birini her dediğini yapar duruma getirmek, baskı ve etkisi altına almak.
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
İştahla sofraya oturmak.
Bir işi çabuk bitirmek üzere oturup ele almak.
Birini altına alıp dövmek.
"Birkaç kişi utanmadan zavallı adamın başına çöktüler."
Başkasının egemenliği altına girmek, tutsak olmak, emir ve baskı altında yaşamak.
"Türk milleti için boyunduruk altına girmek, ölüm demektir."
Çok sıkıştırmak, manevî baskı altına almak.
"Adamı cendereye almayı iyi beceriyorsun."
Bir meselenin yetkili organlarca incelenmeye başlaması.
Buyruğu altına almak, hükümetçe uygun görülen mal, arazi ve kuruluşa hâkim olmak.
"Hükümetin el koyduğu...
Birini korumak, gözetimi altına almak.
Yardım etmek, gözetmek, bir kimseyi koruyuculuğu altına almak.
Bir şey yaptırmak için birini zorlamak, baskı altına almak.
"Tamam yapacağız, sık boğaz edip durmayın."
Konuşmaya başlamak için toplantı başkanından izin almak, öyle konuşmaya başlamak.
Birinin bir iş yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak.
Erkek tarafı,...