Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Ölmek.
"İhtiyar ninem sabaha karşı ruhunu teslim etmişti."
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak utandırmak, mahcup etmek.
"Adamı bozum etmeye bayılır bu ihtiyar, ona karşı dikkatli ol."
Yönetime karşı topluca karşı gelmek, baş kaldırmak.
"Maden işçileri kazan kaldırmış diyorlar."
Sabahtan önce ölmek, sabaha kadar yaşayamamak.
"Hastanın durumu ağır, sabaha çıkacağını sanmıyorum."
Yenilgiyi kabullenmek, teslim olmak.
Bir çekişme sonunda karşısındakinin istediğini yapmaya razı olmak.
"Yakında teslim bayrağını çekerler, endişeye...
Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek.
Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmak.
"Teslim olursan kılına...
Saygının kişiliğe karşı değil, zenginliğe, varlığa, giyim ve kuşama karşı gösterildiğini anlatmak için kullanılır.
Birine karşı ya da birinin kendine karşı yaptığı bir davranış sonradan kendisi için acı, üzüntü kaynağı olmak.
"Ona yemek vermedim ama yüreğime dert oldu."