Akla karayı seçmek
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Sabahtan önce ölmek, sabaha kadar yaşayamamak.
"Hastanın durumu ağır, sabaha çıkacağını sanmıyorum."
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.
"Konuklar akşama sabaha burada olurlar, sakın bir yere kaybolma!"
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Birini ağır, dayanılmaz bir zarara uğratmak.
Kendi kendini ağır, dayanılmaz bir zarara sokmak.
"Ateşine yanmak."
Çok çabuk, bir an önce, ivedi olarak.
"Bu iş, bir ayak önce yapılacak bir iştir."
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Hoş görmemek, bağışlamamak.
Hiç uyumamak.
"Sabaha kadar gözlerimi yummadım."
Dinlenmesine fırsat vermemek, sıkıştırmak, rahat bırakmamak.
"Nefes aldırmadı bize, sabaha kadar çalıştırdı."
Ölmek.
"İhtiyar ninem sabaha karşı ruhunu teslim etmişti."
Sabahlamak, bir sebeple sabaha kadar uyumamak, bir konu ile uğraşmak.
"Köye varmamız sabahı bulacak."
Aşırı zevk ve eğlence; aşırı zevk ve eğlenceye düşkün kimsenin parasını bu yolda harcamasını anlatır.
"Vur patlasın çal oynasın sabaha kadar tepinip durdular."
Öldürmek.
"Sabaha kadar adamın vücudunu ortadan kaldırın, yoksa başımıza çok iş açacak."