Deyimler
İletişim

"Yüreğine (içine) dert olmak" deyiminin anlamı nedir?

Birine karşı ya da birinin kendine karşı yaptığı bir davranış sonradan kendisi için acı, üzüntü kaynağı olmak.

"Ona yemek vermedim ama yüreğime dert oldu."

Yüreğine (içine) dert olmak deyimine benzer deyimler

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Ağıt yakmak

Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.

Ağıt yakmak

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Eline düşmek

Birine muhtaç olmak.

Yakalanmak.

Düşmanın ya da kendisine hıncı bulunan birinin hâkimiyetinde kalmak.

"Düşmanın eline düşmemek için bir yol bulmalıyız."

Eline düşmek

Hava parası

Bir yeri tutmak, kiralamak ya da bir şeyi elde etmek için değeri dışında açıktan verilen para.

"Yeri bize verecekler ama bir milyon lira hava parası...

Hava parası

İçine dert olmak

Yapmak istediği bir şeyi yapamadığı için kaygılanıp üzüntü duymak.

"Hastahanedeki arkadaşımı ziyarete bir türlü gidemedim, bu da içime dert oldu."

İçine dert olmak

Mânâ çıkarmak

Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.

"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."

Mânâ çıkarmak

Ömür çürütmek

Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak.

"Bu ev için bir ömür çürüttüm ben."

Ömür çürütmek

Yanıp tutuşmak

Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.

Kuvvetli bir aşkla sevmek.

"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."

Yanıp tutuşmak

Yara açmak

Bir şeyin yüzünde, özellikle de vücudun bir yerinde yara oluşmasına sebep olmak.

Büyük dert, acı, üzüntü vermek.

"Onun sözleri içimde bir yara açtı."

Yara açmak