Başa güreşmek
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri.
"Öteden beri sevmem ben onu."
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Bolluğun, verimliliğin kalmaması, sona ermesi.
"Yanımıza geldiği günden beri evin beti bereketi kalmadı."
Çok zayıflamak, kilo kaybına uğramak.
"Zavallı çocuk, bu illete yakalanalı beri bir deri bir kemik kaldı."
Çıkar sağladığı kimsenin davasını gütmek.
"O, yıllardan beri Tophane kabadayılarının borusunu çalar."
Daha sonradan geldiği bir yere ya da karıştığı bir işte eskiden beri bulunan bir kişinin yerini almaya çalışmak.
"Şu densize bak hele, dağdan gelip bağdakini...
Bir çözüm, işi çözümleyecek çıkar yol bulmak.
"Sabahtan beri bir formül bulmaya çalışıyorum, sense yatıyorsun!"
Çok özlemek, hasret çekmek.
"Yıllardan beri gözümde tüten köyüme yarın kavuşuyorum!"
Çok acıktığından ötürü midesinde eziklik duymak.
"Sabahtan beri açtı, içi kazınıyor ama belli etmemeye çalışıyordu."
Dönüp dolaşıp o şeyin üstünde durmak, onu tercih etmek, birçok şeyi deneyip onu seçmek.
"Ben bu elbisede karar kıldım."
Öteden beri yapmak istediği şeyi bol bol yapıp hevesini almak.
"Bu akşam biraz kurtlarımızı dökelim, ne dersin?"
Başından beri, öteden beri, ilk zamandan beri, kendimi bildiğimden beri.
"Oldum bittim kızarım bu adamlara."
Çok erken, ortalık henüz ağarmadan, sabahın en erken vaktinde.
"Sabahın köründen beri yoldayız."