Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Çok acıktığından ötürü midesinde eziklik duymak.
"Sabahtan beri açtı, içi kazınıyor ama belli etmemeye çalışıyordu."
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Yarı belli, yarı belirsiz, çok az belli.
Çok susamak, çok konuşmaktan ve bağırmaktan ötürü sesi çıkmaz olmak.
"Boğazım kurudu, bir şeyler içelim de öyle gidelim."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok acı duymak (maddî).
Çok üzülmek.
"Soğuktan burnumun direği sızladı."
Çok hoşlanmak, yararına yapılan işten ötürü çok sevinmek.
Ruhu şad olmak.
"Büyükannenin canına değsin, ikramın bizi oldukça sevindirdi"
Çok sevindiğini gözlerinden ve yüzünden belli etmek.
"Sınıfını geçtiğini öğrenen Halim`in gözlerinin içi gülüyordu."
Kusmaktan ötürü çok fena olmak.
Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedenî rahatsızlık duymak.
Çok fazla istek duymak.
"Vitrindeki kızarmış tavuklara içim gidiyordu ama param olmadığı için alıp yiyemiyordum."
Başından beri, öteden beri, ilk zamandan beri, kendimi bildiğimden beri.
"Oldum bittim kızarım bu adamlara."