Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Çıkar sağladığı kimsenin davasını gütmek.
"O, yıllardan beri Tophane kabadayılarının borusunu çalar."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Zulme uğramış bir kimsenin bedduası, zulmü yapanı felakete düşürmek.
Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi.
"Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak...
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak sömürmek.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak kullanmak, sömürmek.
"Batılılar ülkemizi arpalık yaptılar âdeta."
Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri söylemek.
"Yeter artık, çıkar ağzından şu baklayı!"
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.
"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."
Eskiden sarayda ya da konaklarda zenginlerin iftara çağırdıkları yoksullara verdikleri armağan veya para.
Harcadığı emek dışında bir kimsenin fazladan...
Bir söz, bir davranış bir kimsenin onuruna dokunmak, o kimseye ağır gelmek.
"Doğrusu onun bu sözleri gücüme gitti, çünkü hak etmedim o sözleri."
Başından beri, öteden beri, ilk zamandan beri, kendimi bildiğimden beri.
"Oldum bittim kızarım bu adamlara."
Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri.
"Öteden beri sevmem ben onu."
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"