Adım başına
Birbirine çok yakın yerlerde, pek sık olarak.
Kargaşa çıkarmak, herkesi birbirine düşürmek.
"Şimdi gelip ortalığı birbirine katacak diye korkuyorum."
Birbirine çok yakın yerlerde, pek sık olarak.
Birbirine karşı olan iki topluluğun her birindeki en güçlü kişi.
İki kişi birbirine pek yakın durarak gizlice konuşmaya dalmak.
Doğru olduğunda şüphe edilen bir konuda birkaç kişinin söylediklerini birbirine benzetmek.
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Anlaşmazlığa neden olmak, dostluğu bozmak, insanları birbirine düşürmek.
Yürürken herhangi bir sebepten ötürü ayakları birbirine takılmak, sendelemek.
"Korkusundan zavallının ayakları birbirine dolaştı."
Aralarında çıkan anlaşmazlık kavgaya dönüşmek, çarpışmak, saldırmak.
Bir kaza sonucu araçların birbirine çarpması.
"Su yüzünden sokak sakinleri birbirine...
Tamamiyle kötülük düşünen, insanları birbirine düşürecek işler yapan, ortalığı karıştıran.
Ayaklarını yere vurarak oynamak.
Gürültü çıkarmak.
"Yandaki sınıfta hora tepiyor, ortalığı birbirine katıyorduk ki…"
Kargaşa çıkmak, toplumda düzensizlik baş göstermek.
"Ortalık yine karıştı, insanlar birbirine girdi."
Hiç kimseye sezdirmeden iş çevirmek, ortalığı birbirine karıştırmak.
"Saman altından su yürütenleri hiç sevmem."