Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Birbirine karşı olan iki topluluğun her birindeki en güçlü kişi.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
İki kişi birbirine pek yakın durarak gizlice konuşmaya dalmak.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Bir paylaşmada en büyük pay.
Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.
Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
İkircikli olmayan, iki yüzlü davranmayan, düşündüğünü açıkça söyleyen, özü sözü bir olan.
"İçi dışı bir olan insanlara her zaman güvenebiliriz."
Suyun çıktığı yer, kaynak.
En çok yarar sağlanacak yer.
Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.
"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...
Bir yapının temeline konan taş.
Bir şeye temel olan öğe, kişi, bir şeyin aslî unsuru, en güçlü dayanağı.
"Bu şiir, onun şiir anlayışının temel taşıdır."
Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.