Ayağı dolaşmak
Yürürken herhangi bir sebepten ötürü ayakları birbirine takılmak, sendelemek.
"Korkusundan zavallının ayakları birbirine dolaştı."
Kargaşa çıkmak, toplumda düzensizlik baş göstermek.
"Ortalık yine karıştı, insanlar birbirine girdi."
Yürürken herhangi bir sebepten ötürü ayakları birbirine takılmak, sendelemek.
"Korkusundan zavallının ayakları birbirine dolaştı."
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Birbirine denk, eşit olmak; birlikte olmak.
"Takımlar başa baş bir mücadele verdiler."
Ortaya çıkmak, belirmek, vuku bulmak.
"Milletimiz baş gösteren bu yeni fikri kısa zamanda benimseyecektir."
Aralarında çıkan anlaşmazlık kavgaya dönüşmek, çarpışmak, saldırmak.
Bir kaza sonucu araçların birbirine çarpması.
"Su yüzünden sokak sakinleri birbirine...
Her şeyi bırakıp, içine düştüğü tehlikeden varlığını kurtarma ve koruma çabasında olmak.
"Ortalık birbirine girip silâhlar patlamaya başlayınca can kaygısına...
Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.
"Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı...
Aniden, yersiz olarak (söz söylemek).
"Damdan düşer gibi söz söyleyince ortalık birbirine girdi."
"Bütün insanlar engel olmaya kalksa bile, asla, hiçbir zaman, kim ne derse desin" anlamında, yine bildiğini yapma durumu için kullanılır.
"Dünya bir araya...
Masrafla para birbirine denk geldi.
Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.
"Alışverişten el elde baş başta döndü."
Kargaşa çıkarmak, herkesi birbirine düşürmek.
"Şimdi gelip ortalığı birbirine katacak diye korkuyorum."
Baş vermek (çıban).
Bitmek, sürmek (bitki).
Gelişme, büyüme başlangıcı göstermek.
Bilinmeyeni açıklığa kavuşturucu belirtiler ortaya çıkmak.
"İlk bahar geldi,...