Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
İki kişi birbirine pek yakın durarak gizlice konuşmaya dalmak.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Birbirine çok yakın yerlerde, pek sık olarak.
Birbirine karşı olan iki topluluğun her birindeki en güçlü kişi.
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
İki kişi arasındaki iyi ilişkiyi, dostluğu, arkadaşlığı yıkmak.
"Kim ki ara bozar, o toplumun yüz karasıdır."
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Anlaşamayan iki tarafı uzaklaştırmak için araya girildiğinde, iki yanı da hoşnut edemeyerek güç duruma düşmek.
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Birilerinin bulunduğu bir yerde birkaç kişi gizlice ve alçak sesle konuşmak.
"Utanmıyor musunuz bu kadar kişi içinde fiskos etmeye?"
İki kişi, iki dost arasına girerek arayı bozan kimse.
İki davranış, iki kimse, iki karşıt şey arasında bir tercih yapamama zorluğunu anlatmak için kullanılır.