Akıl satmak
Karşısındaki bir şey düşünemezmiş gibi ona yol göstermeye, kendi düşüncesini ona aşılamaya çalışmak.
Boyun eğmek, yalvarmak.
"Ona buna minnet etmeden yaşamak istediğimi biliyorsun değil mi?"
Karşısındaki bir şey düşünemezmiş gibi ona yol göstermeye, kendi düşüncesini ona aşılamaya çalışmak.
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Üstünlüğünü göstermek, karşısındakini geçmek.
"Koşuda değil, ancak güreşte baskın çıkarım ona."
Dalgın ve dikkatsiz bulunmak.
Söylenmemesi gereken, sakıncalı bir sözü, işin sonunu düşünmeden söyleyivermek.
"Boş bulunup da sakın söz verme, biliyorsun...
Birisine karşı saygı ve bağlılık gösterisi olarak başını öne eğmek.
"Baş eğmek."
Teslim olmak, boyun eğmek, yenilmek, güçlünün buyruğunu kabullenmek.
"Bizim kitabımızda dize gelmek yoktur!"
Yalvarmak, kendini küçük düşürecek kadar çok yalvarmak, başını dizlerinin üzerine koymak.
"Göreceksin, günün birinde dizlerine kapanacak babasının."
Minnet altına girip boyun eğmemek.
"Aç kaldı, susuz kaldı ama kimseye eyvallah etmedi."
Gerçek mi, öyle mi.
Hayır inanmam, doğru değil bu!"Yok canım, değil ona gitmek, hiç görmedim bile."