Anca beraber, kanca beraber
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Bir kimseyi, duyarlılık gösterdiği konuda kızdıracak söz söylemek, öfkelendirecek bir şey yapmak.
"Bir insanı delirtmek mi istiyorsun? Onun bam teline...
Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.
"Bırak o silâhı elinden, eceline mi susadın sen?"
İncelemeden, özenmeden, gerekli olan bilgiyi almadan, gelişi güzel iş yapmak.
"Ben sana ezbere iş görme demedim mi?"
"Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır" anlamında kullanılır.
"Haddine mi düşmüş ki ona...
İki yoldan hangisini tutacağını; şöyle mi, böyle mi yapacağını bilememek; şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
Belâsını aramak, kendisinin öldürülmesine yol açacak bir davranışta bulunmak.
"Kanına mı susadın sen, o katilin üstüne böyle gidilir mi hiç!"
Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak.
"Boş ver, rahatına bak, sen mi düzelteceksin diyenlerden nefret ederim."
İyi, olumlu, yolunda giden bir işi art niyetle karıştırmak.
"Sen de suyu bulandırmasan olmaz değil mi?"
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"
Gerçek mi, öyle mi.
Hayır inanmam, doğru değil bu!"Yok canım, değil ona gitmek, hiç görmedim bile."
Çıldırmak, aklını yitirip delirmek.
"Sen zihnini mi oynattın?"