Aç karnına
Hiçbir şey yemeden, mide henüz boşken, aç açına, aç olarak.
Minnet altına girip boyun eğmemek.
"Aç kaldı, susuz kaldı ama kimseye eyvallah etmedi."
Hiçbir şey yemeden, mide henüz boşken, aç açına, aç olarak.
Güzel yiyecek, ama az doyurmuyor.
Beğenilen bir eylem, ama yetmez ki.
Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.
Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...
Ata hüner göstermek.
Bildiği ve istediği gibi davranmak.
Belli bir alanda üstünlük kurmak.
"Meydan adamlara kaldı, istedikleri gibi at oynatıyorlar."
Bir yolunu bularak birini bulunduğu işten, mevkiden uzaklaştırmak.
"Adamcağızın hiç suçu yokken ayağını kaydırdılar, şimdi aç susuz dolaşıyor."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
Çok zayıflamak, kilo kaybına uğramak.
"Zavallı çocuk, bu illete yakalanalı beri bir deri bir kemik kaldı."
Başkasının egemenliği altına girmek, tutsak olmak, emir ve baskı altında yaşamak.
"Türk milleti için boyunduruk altına girmek, ölüm demektir."
Ilımlı bir yol seçip gururundan vazgeçmek, sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek.
"Onun da burnunun sürtülmesine az kaldı, kısa...
İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.
"Ha gayret çocuklar, çoğu gitti azı kaldı."
Kimseden yardım ve iyilik beklememek, kimsenin minneti altına girmemek.
"Bu yaşa kadar kimseye eyvallah etmedim, bundan sonra da edecek değilim."