Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Üstünlüğünü göstermek, karşısındakini geçmek.
"Koşuda değil, ancak güreşte baskın çıkarım ona."
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Karşısındaki bir şey düşünemezmiş gibi ona yol göstermeye, kendi düşüncesini ona aşılamaya çalışmak.
Bir kimseye ancak annenin gösterebileceği sevgi ve yakınlığı göstermek, analık etmek.
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
İstediğini elde etmek amacıyla bir kimsenin, bir şeyin yanından ayrılmamak, ona aşırı ilgi göstermek.
"Çocuklar Nasreddin Hoca`nın etrafında dört dönmeye...
"Ona niçin ayrıcalık gösteriliyor?",
"Onun ne özelliği var ki ona özel imkânlar tanınıyor?" anlamında kullanılır.
Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.
"O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma."
İnsanın kanması için süslenmiş büyük yalan.
"İnanmayın ona, söyledikleri kuyruklu yalandan başka bir şey değil!"
Boyun eğmek, yalvarmak.
"Ona buna minnet etmeden yaşamak istediğimi biliyorsun değil mi?"
Bir hareketi yalandan yapmak, bir şeyi gerçekmiş gibi söyleyerek karşısındakini aldatmak.
"Ona öyle bir numara yapacağım ki şaşkına dönecek."
Görevden ayrılan birinin yerine geçmek.
Bulunmayan bir nesnenin yerine kullanılabilmek.
"Emekli olan müdürün yerine geçmek için iki müdür yardımcısı yarışa...
Gerçek mi, öyle mi.
Hayır inanmam, doğru değil bu!"Yok canım, değil ona gitmek, hiç görmedim bile."