Aklını peynir ekmekle yemek
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Gerçek mi, öyle mi.
Hayır inanmam, doğru değil bu!"Yok canım, değil ona gitmek, hiç görmedim bile."
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Bile bile aldınmış görünme, öyle gerektiği için kötü bir durumu kabullenme.
"Ağaçları kesmesine bile bile lâdes dedim."
Şaştım doğru! Beklenir şey değil bu!
"Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır" anlamında kullanılır.
"Haddine mi düşmüş ki ona...
Kavga, gürültü, patırtı ve olaya sebep olmak.
"Orada hır çıkarmaya kalkışmayacaksın değil mi?"
İki yoldan hangisini tutacağını; şöyle mi, böyle mi yapacağını bilememek; şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
Eskiden kötü durumları görülmüş olan, kötü işlere girmiş bulunan.
"Künyesi bozuk diye, bu adama hiç kimse iş vermeyecek mi?"
Boyun eğmek, yalvarmak.
"Ona buna minnet etmeden yaşamak istediğimi biliyorsun değil mi?"
Hiç ilgisi yok, en ufak benzerliği bile yok.
"Sen kardeşini bir görsen, bu onun yanından bile geçmemiş."