Deyimler
İletişim

"Çoluk çocuğa karışmak" deyiminin anlamı nedir?

Evlenip, çocukları dünyaya gelip, onlarla uğraşır olmak.

"Vay canına! Daha dünkü çocuktu, bugün çoluk çocuğa karışmış! Zaman ne çabuk da geçiyor."

Çoluk çocuğa karışmak deyimine benzer deyimler

Ağzıyla kuş tutsa…

"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.

"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."

Ağzıyla kuş tutsa…

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Allah ne verdiyse

Evde ne yemek varsa

Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.

Allah ne verdiyse

Araya (aralığa) gitmek

Heder olmak, işe yaramaz duruma gelmek.

Karışıklıkta elden çıkmak ya da telef olmak.

Araya (aralığa) gitmek

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Canına yandığım (yandığımın)

Kimi zaman sevgi ve hayranlık, kimi zaman da kızgınlık ve öfke gibi duyguları anlatmak için kullanılır.

"Canına yandığımın adamı, bizi saatlerce bekletti bu...

Canına yandığım (yandığımın)

Dünyadan elini eteğini çekmek

Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.

"Bizim...

Dünyadan elini eteğini çekmek

Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak

Çok nazlı olmak, evde hiçbir iş yapmamak, zor işlerden kaçınmak.

"Ne kadınmış o da, elini sıcak sudan soğuk suya soktuğunu görmedim daha!"

Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak

Ne çıkar

Ne zararı var.

Bir sonuç vermez.

Ne fayda, ne zarar umulur.

"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"

Ne çıkar

Ne güne duruyor?

"Şimdi yapmazsa, ne zaman yapacak" anlamında kullanılır.

"Gitsin istesin kızı, daha ne güne duruyor?"

Ne güne duruyor?

Orta hâlli

Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.

"Onlar orta hâlli bir ailedirler."

Orta hâlli

Ömür çürütmek

Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak.

"Bu ev için bir ömür çürüttüm ben."

Ömür çürütmek