Acemi çaylak
Hiçbir deneyi olmayan, deneysiz, beceriksiz, toy.
Piyasada olmayan malın gizlice, el altından yüksek fiyatla alınıp satılması.
"Karaborsacılar toplumun kanını emiyorlar."
Hiçbir deneyi olmayan, deneysiz, beceriksiz, toy.
Çok ağır iş yapan, çevik olmayan.
İki kişi birbirine pek yakın durarak gizlice konuşmaya dalmak.
Hep yüksek şeylerden dem vuran.
Satacağı nesneye yüksek fiyat istiyor.
El altından.
Kimsenin haberi olmadan, gizlice.
"Parayı el altından verdi."
Bir işe girişmek.
Birisinin işine karışmak.
"Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!.."
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Eski çürük, sağlam olmayan, değersiz (şey).
Düzgün olmayan, parça parça, dağınık (söz).
"Şu kırık dökük eşyaları ortadan kaldırın hemen!"
Olumlu oy vermek için el kaldırmak.
Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak.
"Parmak kaldırarak söz istemeyi...
Yüksek sesle konuşmak.
Meydan okurcasına sert konuşmak.
Yapılması güç şeyleri yapacakmış gibi abartılı konuşmak.
"Bu adam yüksek perdeden konuşmaya bayılıyor."