Açık vermek
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Kimsenin haberi olmadan, gizlice.
"Parayı el altından verdi."
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
El altından.
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Bir kimseye, haberi olmadan, kötü duruma sokucu davranışta bulunmak, alt etmek için gizlice plân kurmak.
"Onun başına bir çorap örecekler diye korkuyorum."
Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.
Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Piyasada olmayan malın gizlice, el altından yüksek fiyatla alınıp satılması.
"Karaborsacılar toplumun kanını emiyorlar."
Ölüm veya felâket haberi, çok üzücü haber.
"Fatma kadına bu kara haberi vermeye kimse yanaşmadı."
Olumlu oy vermek için el kaldırmak.
Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak.
"Parmak kaldırarak söz istemeyi...
Hiç hakkı değilken başkasının malını kendine mal etmek.
"Vakıf mallarının üstüne oturdu adam, nasıl yaptı, vicdanı nasıl el verdi bilmiyorum."