Adımı güveç koy, amma ocağın üzerine koyma
Kimi zor işleri yapıyormuşum gibi göster ama o işleri bana yaptırma.
Geçen hakkını, emeğini bağışlamak.
"Annem inşallah hakkını helâl eder bana."
Kimi zor işleri yapıyormuşum gibi göster ama o işleri bana yaptırma.
Sessiz, hakkını aramaz.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek.
"Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"
Uygun bulduğu bir düşünce kafasına yerleşmek.
"Onun sana söyledikleri aklına yer eder inşallah."
Bir şeyi karşılıksız bırakmamak.
"Onun bana yaptığı iyiliğin altında kalır mıyım?"
Bir şeyin üstesinden gelmek.
"Bana verdiği işin altında kalmayacağım."
Görülüp de imrenilen yiyeceklerden görenlere çıkarılan pay, imrenmelerini yok edecek küçük parça.
"Çocukların göz hakkını ayırmayı da sakın unutmayın."
Aslında.
"Haddi zatında sen ona hakkını vermemiştin ki!"
Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak.
Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.
"Çalıştırdığın...
Birinin hakkı olan şeyi vermemek, onu kendisine maletmek.
"Dürüst ol, milletin hakkını yeme, yoksa boğazında kalır."
Ahrette, hesap gününde ondan davacı olmak; hakkını istemek.
"Bana gelince, bana kalırsa, fikrime göre, bana sorarsanız" anlamlarında kullanılır.