Deyimler
İletişim

"Göz hakkı" deyiminin anlamı nedir?

Görülüp de imrenilen yiyeceklerden görenlere çıkarılan pay, imrenmelerini yok edecek küçük parça.

"Çocukların göz hakkını ayırmayı da sakın unutmayın."

Göz hakkı deyimine benzer deyimler

Aslan payı

Bir paylaşmada en büyük pay.

Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.

Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.

Aslan payı

Azı çoğa saymak

Verilen şey, armağan az ya da küçük de olsa, çokmuş, büyükmüş, değerliymiş gibi kabul etmek.

Azı çoğa saymak

Ben hancı, sen yolcu (oldukça)

"Özel ilişkilerimiz sürüp gittikçe senin bana işin düşer" ya da

"Nasıl olsa yine karşılaşacağız" anlamında kullanılır.

"Demek şu küçük paketi götürmüyorsun,...

Ben hancı, sen yolcu (oldukça)

Bozum olmak

Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.

"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...

Bozum olmak

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Çam devirmek

Farkında olmadan karşısındakini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz söylemek, davranışta bulunmak.

"Onun da çam devirmede üstüne yok hani."

Çam devirmek

Çorbada tuzu bulunmak

Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.

"Haydi durmayın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun!"

Çorbada tuzu bulunmak

Göz kırpmak

Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...

Göz kırpmak

Gözü sulu

En küçük sevinç ya da üzüntü karşısında hemen ağlayıveren, gözyaşlarını tutamayan.

"Senin kız da amma gözü sulu biriymiş."

Gözü sulu

Hesaba katmak (almak)

Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak.

"Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."

Hesaba katmak (almak)

Karınca kararınca

Az, önemsiz ve küçük de olsa, gücü yettiği kadar, elinden geldiğince.

"Caminin yapımına karınca kararınca o da katkıda bulunmaya karar verdi."

Karınca kararınca

Kolaçan etmek

Çevresini ya da kendisinden istenilen yeri dolaşıp ne var ne yok diye bakmak, olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak.

"Bir kişi etrafı şöyle bir kolaçan etsin...

Kolaçan etmek