Deyimler
İletişim

"Ağzı bir" deyiminin anlamı nedir?

Aynı şeyi söylemek için anlaşmışlar.

Ağzı bir deyimine benzer deyimler

Adet yerini bulsun diye

Gerekli olduğuna inanıldığı için değil, herkes öyle yaptığı için, ya da yapıldı densin diye.

Adet yerini bulsun diye

Ağız birliği etmek

Aynı şeyi söylemeyi, ya da yapmayı aralarında kararlaştırmak.

Ağız birliği etmek

Ağzına tat bulaşmak

Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.

Ağzına tat bulaşmak

Ağzından kaçırmak

Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.

"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."

Söylemek istemediği şeyi farkında...

Ağzından kaçırmak

Ağzını açıp gözünü yummak

Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.

Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.

"Eve geç...

Ağzını açıp gözünü yummak

Alacağına şahin, vereceğine karga

Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...

Alacağına şahin, vereceğine karga

Allah versin

Dilenciyi savmak için

"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.

İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...

Allah versin

Allayıp pullamak

Kötü görünüşü kapatmak için bir şeyi süslemek, donatmak.

"Hurda arabaları allayıp pullayıp pazara çıkarmışlar."

Allayıp pullamak

Başa güreşmek

Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.

En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.

"Takımımız öteden beri başa...

Başa güreşmek

Gazel okumak

Gazel söylemek.

Kandırmak ve oyalamak için boş sözler söylemek.

"Boşuna gazel okuma, kandıramazsın beni!"

Gazel okumak

Kırk dereden su getirmek

Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.

"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...

Kırk dereden su getirmek

Söz birliği etmek

Bir olayla ilgili olarak aynı şeyleri söylemek üzere anlaşmak, aynı görüşte olmak.

"Onunla söz birliği mi ettiniz?"

Söz birliği etmek