Deyimler
İletişim

"Kırk dereden su getirmek" deyiminin anlamı nedir?

Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.

"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su getirtti bana."

Kırk dereden su getirmek deyimine benzer deyimler

Acısı içine çökmek

Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.

Acısı içine çökmek

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Allah versin

Dilenciyi savmak için

"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.

İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...

Allah versin

Anasının nikâhını istemek

Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.

"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...

Anasının nikâhını istemek

Başa güreşmek

Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.

En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.

"Takımımız öteden beri başa...

Başa güreşmek

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Bin dereden su getirmek

Birini kandırmak için dil dökmek, birçok sebep ileri sürmek, aldatıcı sözler sarf etmek.

"O evi almamam için bin dereden su getirdiler."

Bin dereden su getirmek

Bir damla

Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).

Çok küçük (çocuklar için söylenir).

"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."

Bir damla

Çekişe çekişe pazarlık (etmek)

Bir malı ucuza almak, ya da pahalıya satmak için titizce uzun süre yapılan pazarlık.

"Babam çok istediği atı alabilmek için, atın sahibiyle çekişe çekişe...

Çekişe çekişe pazarlık (etmek)

Eşiğini aşındırmak

Bir işi yaptırmak, gördürmek için bir yere çok gidip gelmek.

"Şu köy yolu için hükümet eşiğini aşındırıp durduk."

Eşiğini aşındırmak

Ter dökmek

Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.

Çok terlemek.

"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."

Ter dökmek

Üstüne (üzerine) düşmek

Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.

(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.

"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...

Üstüne (üzerine) düşmek