Aklını peynir ekmekle yemek
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.
"Bırak o silâhı elinden, eceline mi susadın sen?"
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Tehlikeli işlere girişmek.
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.
"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"
Uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak.
"Bırak o bıçağı elinden, hiç yoktan başına iş açacaksın."
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Cesur, atak, korkusuz, tehlikeli işlere tereddüt etmeden girebilen.
"O gözü kara bir insandı."
Tehlikeli işlere girişmekten çekinmemek.
"Sen ki gençliğinde gözünü daldan budaktan sakınmazdın, ne oldu sana böyle?"
Belâsını aramak, kendisinin öldürülmesine yol açacak bir davranışta bulunmak.
"Kanına mı susadın sen, o katilin üstüne böyle gidilir mi hiç!"
Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üzerine çekecek davranışta bulunmak.
"Ölümüne mi susadın, çekil şu arabanın önünden!"
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"