Ağır hastalık
Ölüme götürme olasılığı bulunan, tehlikeli, hastalık.
Tehlikeli işlere girişmek.
Ölüme götürme olasılığı bulunan, tehlikeli, hastalık.
Mahşer günü.
Sıkıntılı kalabalık; telâşlı, tehlikeli, kimsenin kimseyi tanımadığı kalabalık.
"Yangın yeri ana baba gününe dönmüştü."
Pek küçük kucak çocuğu.
Sıkıntıya, güç işlere alışkın olmayan, nazlı çocuk veya genç.
"Şu torbayı kaldırışına bak hele, tam bir ana kuzusu."
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Aşağlık kişi, densizce davranışlarla olmayacak işlere girişmek.
Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.
"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"
Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.
"Bırak o silâhı elinden, eceline mi susadın sen?"
Cesur, atak, korkusuz, tehlikeli işlere tereddüt etmeden girebilen.
"O gözü kara bir insandı."
Tehlikeli işlere girişmekten çekinmemek.
"Sen ki gençliğinde gözünü daldan budaktan sakınmazdın, ne oldu sana böyle?"
Bilerek zor ve tehlikeli bir işe girişmek.
"Kendisini ateşe atmasına izin mi vereceksiniz?"