Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üzerine çekecek davranışta bulunmak.
"Ölümüne mi susadın, çekil şu arabanın önünden!"
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Bir işi yaparken çok sıkıntı çekmek, eziyete katlanmak.
"Şu arabanın taksitlerini ödeyinceye kadar anamdan emdiğim süt burnumdan geldi."
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.
"Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı...
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.
"Bırak o silâhı elinden, eceline mi susadın sen?"
Söz ve davranışta ölçü dışına çıkmak; gereksiz, aşırı davranışta bulunmak ve haddi aşmak.
"O saygısız adamın daha fazla ileri gitmesine fırsat verilmemelidir."
Belâsını aramak, kendisinin öldürülmesine yol açacak bir davranışta bulunmak.
"Kanına mı susadın sen, o katilin üstüne böyle gidilir mi hiç!"
İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.
"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."
İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer.
Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimse.
"O eski ev tekin değil...
Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak.
Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.
"Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?"