Adam olmak
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Geride bırakmak, zor duruma düşürmek, birini yıldırmak.
"Silâhını çeken komutan etrafa duman attırmaya başladı."
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
Birini geçmek, geride bırakmak.
Bir şeyden uzaklaşmak.
Birini her dediğini yapar duruma getirmek, baskı ve etkisi altına almak.
Yardım ya da para ister bir duruma düşürmek.
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Kucaklamak, kolları ile sararak göğsüne yaslamak.
Birini gözetip kayırmak, koruyup yetiştirmek.
"Amcası, yeğenini bağrına basmakta geçikmedi.
Göğsü üzerine...
Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.
"Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim."
Çok hırpalamak, acınacak duruma düşürmek, zor durumlarda bırakmak.
"Bütün milletin içinde yerden yere çaldı delikanlıyı."
Yaptığı bir iş ya da davranışla birini utandırmak, mahçup duruma düşürmek.
"Sakın onu gönderme, yüzünü kara çıkarır yoksa, pişman olursun!"