Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.
"Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim."
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Kötü iken, iyi, beğenilir bir duruma gelmek.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı
"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.
"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"
Büyük, içinden çıkılması zor güçlüklerle karşılaşmak; kötü duruma düşmek.
"Gece gitme, başına bir hâl gelir diye korkuyorum."
En kötü sanılandan daha kötü.
Kötü kişinin kötü çocuğu (ya da eğittiği kötü kişi).
Geride bırakmak, zor duruma düşürmek, birini yıldırmak.
"Silâhını çeken komutan etrafa duman attırmaya başladı."
Değerini, onurunu çok düşürmek.
"Seni arlanmaz utanmaz seni, beni iki paralık ettin, senin yüzünden topluma çıkamaz oldum!"
Bir yeri yönetmede veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü kaçırıp, artık duruma hâkim olamamak; çıkmaza girmek.
"Biraz daha dikkatli olmalıyız, yoksa ipin...
Çok hırpalamak, acınacak duruma düşürmek, zor durumlarda bırakmak.
"Bütün milletin içinde yerden yere çaldı delikanlıyı."