Açığa vurmak
Saklı, gizli tuttuğu bir konuyu herkese duyurmak.
Hayran bırakmak.
Şaşkınlığa, hayrete düşürmek.
"Yazdığı son kitabıyla dudak ısırttı herkese."
Saklı, gizli tuttuğu bir konuyu herkese duyurmak.
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Zulme uğramış bir kimsenin bedduası, zulmü yapanı felakete düşürmek.
Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi.
"Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak...
Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.
Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse.
"Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Bir kişiyi ya da bir şeyi denetimsiz, kendi haline bırakmak.
Denetimsiz, yalnız ve serbest bırakmak.
"Bu çocuğun başını boş bırakma, yoksa başı belâya girecek."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Geride bırakmak, zor duruma düşürmek, birini yıldırmak.
"Silâhını çeken komutan etrafa duman attırmaya başladı."
Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.
"Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim."
Hayran bırakmak.
Güçlü, parlak bir ışığın kısa bir zaman için görüşü bulandırması, bakılan yeri görmez etmesi.
"Kapıdan çıkar çıkmaz göz kamaştıran bir ışığın...
Elindeki son imkânı kullanmak, son çareye başvurmak.
Çok hırpalamak, acınacak duruma düşürmek, zor durumlarda bırakmak.
"Bütün milletin içinde yerden yere çaldı delikanlıyı."