Deyimler
İletişim

"Dudak ısırtmak" deyiminin anlamı nedir?

Hayran bırakmak.

Şaşkınlığa, hayrete düşürmek.

"Yazdığı son kitabıyla dudak ısırttı herkese."

Dudak ısırtmak deyimine benzer deyimler

Açığa vurmak

Saklı, gizli tuttuğu bir konuyu herkese duyurmak.

Açığa vurmak

Açık kapı bırakmak

Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.

Açık kapı bırakmak

Ahı tutmak

Zulme uğramış bir kimsenin bedduası, zulmü yapanı felakete düşürmek.

Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi.

"Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak...

Ahı tutmak

Akıl hocası

Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.

Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse.

"Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."

Akıl hocası

Altını üstüne getirmek

Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.

"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."

Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...

Altını üstüne getirmek

Başını boş bırakmak

Bir kişiyi ya da bir şeyi denetimsiz, kendi haline bırakmak.

Denetimsiz, yalnız ve serbest bırakmak.

"Bu çocuğun başını boş bırakma, yoksa başı belâya girecek."

Başını boş bırakmak

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Duman attırmak

Geride bırakmak, zor duruma düşürmek, birini yıldırmak.

"Silâhını çeken komutan etrafa duman attırmaya başladı."

Duman attırmak

Fena etmek

Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.

"Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim."

Fena etmek

Göz kamaştırmak

Hayran bırakmak.

Güçlü, parlak bir ışığın kısa bir zaman için görüşü bulandırması, bakılan yeri görmez etmesi.

"Kapıdan çıkar çıkmaz göz kamaştıran bir ışığın...

Göz kamaştırmak

Son kozunu oynamak

Elindeki son imkânı kullanmak, son çareye başvurmak.

Son kozunu oynamak

Yerden yere çalmak

Çok hırpalamak, acınacak duruma düşürmek, zor durumlarda bırakmak.

"Bütün milletin içinde yerden yere çaldı delikanlıyı."

Yerden yere çalmak