Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Darlığa, sıkıntıya dayanmak; her türlü zorluğa katlanmak.
"Biraz daha dişini sıkmalısın, inşallah yakında rahata kavuşacağız."
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Bir kimsenin dayanılmaz, çekilmez tutum ve davranışlarına katlanmak.
"Yeter artık, daha fazla senin ağız kokunu çekemem."
Esen kal. Seni tanrıya emanet ediyorum. Tanrı seni her türlü kötülükten korusun. (Ayrılırken kalana söylenir.)
İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.
"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."
Çok eziyet çekmek, sıkıntıya katlanmak, bitkin duruma düşmek.
"Onu buraya getirinceye kadar anam ağladı."
İpsiz, serseri, kendisinden her türlü yanlış iş beklenen.
Daha ucuza satılırsa zarar eder.
Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.
İşleri iyi gitmek, zorlukları yenerek rahata kavuşmak.
"Şu borcu da ödedik mi ayağımız düze basacak inşallah."
Bir parça, biraz, azdan biraz çok.
Seve seve, her türlü zorluğa göğüs gererek, var gücüyle, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak.
"Hepsi canla başla çalıştı."
Çok öfkeli, kinli olmak; her kötülüğü yapacak hâle gelmek.
"Bir adamın gözlerini kan bürümesin, ondan her türlü belâ beklenebilir."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.