Ağzının içine bakmak
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Seve seve, her türlü zorluğa göğüs gererek, var gücüyle, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak.
"Hepsi canla başla çalıştı."
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Esen kal. Seni tanrıya emanet ediyorum. Tanrı seni her türlü kötülükten korusun. (Ayrılırken kalana söylenir.)
İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.
"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."
İpsiz, serseri, kendisinden her türlü yanlış iş beklenen.
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."
Hiçbir şeyde...
Olanca gücüyle bağırmak; sesi yettiği kadar, var gücüyle bağırmak.
"Tamam duyuyorum, öyle avaz avaz bağırma!".
Darlığa, sıkıntıya dayanmak; her türlü zorluğa katlanmak.
"Biraz daha dişini sıkmalısın, inşallah yakında rahata kavuşacağız."
Bir zorluğa dayanmak, karşı koymak.
"Bu güne birçok zorluklara göğüs gererek geldik."
Çok öfkeli, kinli olmak; her kötülüğü yapacak hâle gelmek.
"Bir adamın gözlerini kan bürümesin, ondan her türlü belâ beklenebilir."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Ev ev gezmek, her eve uğramak.
Hemen her devlet dairesine başvurmak.
"Kapı kapı dolaştı, ne var ki bir iş bulamadı."
Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek.
"Adam sana iş verecekmiş, daha ne istiyorsun, öpüp başına koy."