Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
İpsiz, serseri, kendisinden her türlü yanlış iş beklenen.
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Esen kal. Seni tanrıya emanet ediyorum. Tanrı seni her türlü kötülükten korusun. (Ayrılırken kalana söylenir.)
İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.
"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Kuşları ve diğer yabani hayvanları ürkütmek için tarlalara dikilen kukla, insan benzeri nesne.
Kendisinden beklenileni yapmayan, ya da kendisinden...
Bir iş nedeniyle karşılaşabileceği her türlü zararı ve tehlikeyi önceden kabullenmek.
"Vatan için kim ölümü göze almaz ki?"
Çok öfkeli, kinli olmak; her kötülüğü yapacak hâle gelmek.
"Bir adamın gözlerini kan bürümesin, ondan her türlü belâ beklenebilir."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Ev ev gezmek, her eve uğramak.
Hemen her devlet dairesine başvurmak.
"Kapı kapı dolaştı, ne var ki bir iş bulamadı."
İlk defa, neden sonra kendisinden beklenen bir iş yapabildi.
"Temsilcimiz, nihayet kedi olalı bir fare tuttu, yüklü bir iş yakaladı."