Ağzını havaya (poyraza) açmak
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Atak, delişmen, delice işler yapan, şımarık.
"Bırak artık şu deli fişek adamla arkadaşlık etmeyi."
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.
"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
İyi ilişkileri, dostlukları, arkadaşlık bağları kopmak; birbirlerine dargın hâle gelmek.
"Şu iki çiftin araları nasıl açıldı hâlâ anlayamadım."
İşlerin çok karışıp içinden çıkılmaz bir durum alması.
"Bırak artık sorumsuzluğu, işleri bu tavrınla Arap saçına döndürdün."
Herkesin söylediği, etkisi kalmamış söz.
Etkisi kalmamış, herkesin kullana geldiği söz.
"Bırak artık şu beylik sözleri, kimseyi etkileyemiyorsun."
İyimser olmak, üzücü durumlara bile iyi gözle bakmak.
"Bırak artık şu dünyayı toz pembe görmeyi, aç gözlerini!"
Bir işle boşuna uğraşmak.
"Senin yaptığına havanda su dövmek derler,bırak artık şu işle uğraşmayı."
Düşüncesiz, delice işler yapan, aklı kıt.
"Bırak şu elindeki baltayı, kafadan kontak mısın nesin?"
Bir isteği yerine getirmemek için çeşitli bahaneler ileri sürüp nazlanmak.
"Mırın kırın etmeyi bırak da yak şu sobayı."
Delice işler yapan kimse.