Adam evladı
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
İyi ilişkileri, dostlukları, arkadaşlık bağları kopmak; birbirlerine dargın hâle gelmek.
"Şu iki çiftin araları nasıl açıldı hâlâ anlayamadım."
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
İyi anlaşan iki kişinin veya dostun ilişkileri bozulmak, aralarına soğukluk girmek, birbirlerine gücenmek,"Niçin konuşmuyorsunuz? Aranızdan kara kedi mi geçti?"
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Yakın arkadaşlık etmek.
Yasa ve gelenek dışı kadın ve erkekle birlikte yaşamak veya sık sık bir araya gelmek.
"Seni bu hâle getirenler düşüp kalktığın...
Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek.
"Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz."
Düşüp bayılmak.
Kızgınlık, öfke yüzünden ne yaptığını bilmeyecek hâle gelmek.
"Bir iki söz söyledikten sonra kendini kaybetti, oraya yığılıverdi."
Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek.
Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.
"Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor."
Araları çok iyi, içli dışlı, samimi olmak.
"Öyle yağlı ballı olmuşlardı ki birbirlerine her şeylerini anlatıyorlardı."
İki davranış, iki kimse, iki karşıt şey arasında bir tercih yapamama zorluğunu anlatmak için kullanılır.
Çok karanlık duruma gelmek.
Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.