Ağrısız başına kaşbastı bağlamak
Gereksiz yere kendine iş çıkarmak.
Gereksiz, lüzumsuz yere harcayıp tüketmek.
"Paranı sakın çarçur edeyim deme."
Gereksiz yere kendine iş çıkarmak.
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.
"Konuklar akşama sabaha burada olurlar, sakın bir yere kaybolma!"
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
Nikah kıyılmadan önce, evlenecek kimselerin durumunu (ya da başka bir konuyu) yazılı olarak, herkesin görebileceği yere asmak.
Evlenecek kimselerin nikâhtan...
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Gereksiz, yararsız yere.
Hiçbir şeyle ilgilenmemek, umursuz olmak, sorumluluk duymamak.
"Sakın `dünya yıkılsa umurumda değil` deme bana."
Kendini alâkadar etmeyen meselelerden, toplumu derinden etkileyen olaylardan uzak durmak, kaçınmak ve hiçbiriyle ilgilenmemek.
"Kendine sahip çık, sakın etliye...
Özellikle büyük kentlerde gereksiz yere çok para harcayan, taşralı bilgisiz zengin.
"Ne bu israf! Hacı ağa mısın sen?"
Hesapsızca, düşüncesizce harcamak; malını, parasını ölçüsüzce, bol bol harcayıp tüketmek.